Yükleniyor...
Son Dakika
6.11.2018

Çiftçi Ziraat Odalarına Neden Kızıyor?

Faruk BİLSİN Ulusal Tarım Genel Yayın Yönetmeni
farukbilsin@gmail.com

Bugün Ulusal Tarım'a kızanların şapkayı önüne koyup düşünmesi lazım.

Çiftçi Ziraat Odalarına Neden Kızıyor?


Türkiye'de tarım sektörü, en yüksek istihdam sağlayan, çiftçi ve çalışan olarak en çok sayıda insanımıza iş ve aş veren bir sektördür. Tarım, en az maliyetle en az ithal girdiyle en yüksek katma değer sağlayan, tüketimde dışa bağımlılığı en riskli bir alandır. Bu sektörden milyonlarca insan doğrudan ve dolaylı ekmek yediği halde sektörde yer alan kayıtlı çiftçi sayısı her geçen gün azalıyor, ekilebilir alan daralıyor.

 

Bakanlık verilerine göre, çiftçi sayısında da ciddi bir düşüş var. Tarım Bakanlığı verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi(CKS)'nin uygulanmaya başlandığı 2002 yılından 2017 yılına kadar kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 588 bin 666 kişiden 456 bin 175 kişi azalarak 2 milyon 132 bin kişiye düştü. Bu çiftçilerin işlediği tarım alanı ise aynı dönemde 164 milyon 960 bin dekardan 148 milyon 792 bin dekara geriledi.

 
Bu kadar geniş bir kitlenin geçim kaynağı olan sektörün maalesef lobi çalışmaları çok zayıf, yaptırım gücü de neredeyse yok denecek kadar azdır. Ülkemizin toprakları, insanların dünyada avcılık toplayıcılıktan tarımsal hayata ilk geçildiği yerler yani tarımın icat edildiği topraklar olduğu ve birçok temel önemli tahılın ve bitkinin anavatanı olduğu halde bu ürünlerde bile üretim miktarında birinciliği başka ülkelere kaptırdık.

 

Hatta anavatanı ülkemiz olan birçok ürünü, o ürünleri ülkemizden alıp yetiştiren memleketlerden ithal eder olduk. Anavatanı Türkiye olan mercimeği eken mercimek üreticisi zarar etti, mercimek ülkemize Kanada'dan ithal edilmeye başlandı, mercimek üreticisinin sesi çıkmadı. Nohutu eken çiftçi nohut ekince zarar etti, nohut yurtdışından ithal edildi nohut üreticisinin sesi çıkmadı. Susam üreticisi susam ekince zarar etti, ucuz döviz kuruyla yurtdışından susam geldi susam üreticisinin sesi çıkmadı.


Dünyada bilinen en yaşlı ve en eski ceviz ağaçları Anadolu topraklarındadır. Binlerce yıllık eski ceviz ağacı köklerini görürsünüz. Yıllar önce mobilya yapmak için ceviz ağaçları kesildi ve memlekette kocamış ceviz ağaçlarından eser kalmadı. Kimse ileriyi görüp ne oluyor demedi. Bu yüzden anavatanı Anadolu olan ceviz ve bademi de başka ülkelerden ithal eder duruma geldik.

 
 

Hayvancılık alanında da durum daha içler acısı. Hayvan üreticisi zarar ediyor, ağlıyor feryat ediyor sesini duyan yok. Bizim gariban çiftçimizin gözyaşları hep içine akıyor. Artan nüfusa karşılık büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı her geçen gün azalıyor. Üretilen et miktarı talebi karşılayamayınca hükümet hemen vatandaşı düşünüyor mağdur etmiyor! Hemen bazı firmaları belirlenip o firmalara et ithalat yetkisi veriyor ve sorunu çözülüyor!

 

Oysa et üretimi neden azalmış, bu çiftçinin ne derdi var da üretim yapamıyor diye bir dönülüp bakılsa, ithalat için yurtdışına çıkacak parayla içerideki çiftçiye destek sağlansa ne üretim azalır ne de ithalata gerek kalır. Ama benim gariban çiftçim ne yapsın, o hep gözyaşlarını içine akıtıyor.

 

Feryat figanını kendi kendine yapıyor. Sesi soluğu çıkmıyor, kendisi ağlıyor, ziraat odaları yanında ağlıyor, koperatifleri, müdürlükleri, mühendisleri, kanaat önderleri hepsi  kendi içine ağlıyor. Kimse onların sesini duymuyor. Kimseye seslerini duyurma ihtiyacı hissetmiyor.

 
 

Bugün dövizin her sentinin değerli olduğu şu dönemde yurtdışından lüks otomobil ithal etmek isteyip de 2.5 milyar $ değerinde arabası gümrükte kalan birkaç otomobil firması gazetelerde çarşaf çarşaf haberler yaptırır, mecliste, bakanlıklarda lobi faaliyetleriyle gündem yaratır ama bizim milyonlarca çiftçinin “ölüyoruz, bitiyoruz” diye bağıran çığlığını kimse duyurmaz. Çünkü bizim gariban, mazlum, emektar çiftçilerimiz dertlerini sadece içlerine atarlar. Kendilerini  temsil edecek olan vekillerinin, oda başkanlarının da sesi çıkmaz. Çünkü onların da alışkanlığıdır içine ağlamak. Durum böyle olunca da ne tarım sektörü ayakta kalır ne de hayvancılık.

  
Tarım sektörü bir ülkenin tartışmasız en önemli sektörüdür. Bu sektör biterse ülke biter. Tarım bakanının da söylediği gibi, tarımsal üretim en az tank, top, uçak üretmek kadar önemlidir. İstediğin kadar silahın, askerin olsun, seferberlik durumunda askerinin ve milletin yiyeceği ekmeği, unu, yağı, pirinci, şekeri başka ülkelerden ithal etmek zorundaysan ne ordunun, ne silahın önemi kalır. Bu sektör kan kaybediyorsa devlet aklının sektörü ayakta tutmak için en baştan önlem alması gerekiyor.

 

Bunun için çiftçinin ağlayıp sızlamasını, battık, bittik demesini beklemeye gerek yok. 
Aynı şekilde çiftçilerin ve çiftçi örgütlerinin de bugüne kadar yaptıkları gibi tarımdaki çöküşü izlemek yerine siyasi  iradeye ve kamuoyuna çözüm önerileri  sunması, seslerini duyurması gerekiyor.

 

Ulusal Tarım web sitemize ülkemizin dört bir yanından yazan çiftçilerimiz sürekli ziraat odalarını şikayet ediyor, kendilerine kimsenin sahip çıkmadığını söylüyor.  Çoğu çiftçi ziraat odasının kendilerinden sadece aidat alan bir kuruluş olduğunu sanıyor. Gerçekte kuruluş tarihi 1881 yılına kadar giden Türkiye’nin en eski mesleki örgütlerinden olan Ziraat Odaları bu alandaki en önemli ve vazgeçilmez kuruluştur.

 

Ancak ne yazık ki  bu odalar bırakın çiftçinin sesi olmayı, kendilerini daha çiftçilere bile anlatamamışlar. Bugün çiftçinin en vazgeçilmez destekçisi, karşılaştığı her sorunda ilk akla gelen adresi olması gereken Ziraat Odaları çiftçi tarafından gereksiz görülüyorsa burada hata Ziraat Odalarındadır. Ziraat Odalarını gereksiz gören çiftçiye ya da gelen yoğun talep üzerine konuyu gündeme getiren Ulusal Tarım'a kızmaya gerek yok.

 

Eğer Ziraat Odaları bugüne kadar neyi eksik yaptığını araştırır, çiftçinin ve tarım sektörünün sorunlarına çiftçiyle beraber çözüm üretmeye çalışırsa, hem kendisini anlatmak zorunda kalmaz hem de tarımda yaşanan bu çöküşe engel olur.  Aksi durumda bu kurumun işlevi ve varlığı daha çok sorgulanır ve bu tartışma da bitmez.





Bu Habere Ait Fotoğraflar

Bu Habere Ait Yorumlar

  • ZİRAATÇİ
    8 Kasım 2018 Perşembe

    Ziraat odaları gibi kurumlar desteklenmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

  • Orhan Demirsoy
    7 Kasım 2018 Çarşamba

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği Türkiye ‘ nin en büyük sivil toplum örgütüdür. Görevi çiftçi haklarını korumak ve savunmaktır. Tarım Bakanlığının tarım ile ilgili politikalarını takip etmektir.Doğrularda destek olmak, yanlışlarda uyarmaktır.Genel Merkez, il ve ilçe odaları sayesinde çiftçinin sıkıntılarını bire bir takip eder, sıkıntılarına dertlerine çareler arar.Genel Merkeze bağlı Tarım konusunda komisyonlar vardır.Türkiye de çeşitli üniversitelerden bilim adamları ile ( ziraat fakültelerinden , veterinerlik fakültelerinden ) destek alır, onlar ile Türkiye Tarımı için ortak çalışmalar yapar.Genel Merkezlere bağlı avukatlar vardır.Güçlü bir sendika görevi yapar.Gerçek kuruluş amacı da budur zaten.Ziraat Odaları üye aidatları ile ayakta durur.Son zamanlarda 90 ların sonundan itibaren 1999 yılında ÇKS sistemi başladı. Odalara giren üye aidatları Tarım Bakanlığının yönlendirmesi ile zorunlu hale geldi.Odaların ayakta durması ve daha güçlü olması sağlandı. Odalar hem çiftçi sıkıntıları ve problemleri ile ilgilenip, takibini yapıp hem de aldığı aidatları çiftçiye geri dönüşümünü sağladı. 50 ye yakın ziraat odasında toprak tahlil labaratuvarı var, sadece çiftçiden aldıkları aidatlar ile kurdular, düşük fiyatlar ile tahliller yapıyorlar. Odaların bünyesinde ilaç bayileri kuruldu, gübre bayileri kuruldu, çiftçiye makine ekipman kiralanmaya başladı.Bölge mahsullerine göre kurutma üniteleri oluşturuldu.Odalara ziraat mühendisleri ve veterinerler istihdam edildi. Avrupa da tarım birliklerin elinde ( Hollanda da , Fransa da vs. ) tarım bakanlığı diye bir kuruluş yok herşeyi çiftçi örgütleri yapıyor. Türkiye de ziraat odalarının % 80 i Avrupa Birliği hibeleri aldı ve bölge çiftçilerini bundan yararlandırdı. Yine ziraat odalarında çalışan görevli tarım danışmanları son 8 yıldır. Çok başarılı bir şekilde çiftçi takibi yapmaktadırlar. İlk önce çiftçilerin toprak tahlilini yaptırırlar.Ekimden hasata kadar aldıkları nefesden bile haberdar olurlar… Burda sıkıntı her bölgedeki ilçelerde ziraat odaları çok güçlü değil.Bunun tek sebebi bölge çiftçilerinin kendisi! Kendileri sahip çıkarsalar kendi odaları çok güçlü olur.Ziraat odaları bulunduğu ilçelerdeki çiftçinin karnesidir.Bir bölgede çiftçi başarılı, çağa uygun bir şekilde tarım yapıyor ise o bölgedeki ziraat odaları zaten güçlüdür.Zevkle her yıl , senede bir defa verdiği üye aidatını verir çiftçi. Ziraat Odaları seçimleri 4 yılda bir yapılır. Her köyden bir delege belirlenir, bu delegeler ziraat odası başkanı ve yönetimini oluştururlar.Köylü kendi delegesinden haberdar olmalı köyünü, bölge tarımını, en iyi temsil edecek fenni çiftçiyi seçebilmelidir.Delegeler fenni bilinçli çiftçi olursa, bu sefer ilçesindeki odayı yönetecek ekibi de kendi gibi kaliteli bir ekip den seçebilir. Odalarda 21 kişilik meclis kurulu olur. Bu 21 kişi bölgesinde ki tarımın kalkınması için mücadele verecek bireyler olmalıdır.Ülkemizde çok güçlü ziraat odaları var.Bünyesinde 60 tane personel çalışan, oteli, lokantası olan, ilaç bayi , gübre bayii olan odalar var.Bu odalar bu şekilde oluşumlara sahiptir.21 kişinin 21 i de ünv. Mezunu olan odalarımız var. ( ziraat müh, veteriner, avukat, işletmeci, emekli öğretmen vs. ) Eğitimli olmaları çok iyi ama eğitimli olmasa bile odalardaki 21 kişi fenni bilinçli çiftçi olmalıdır. Ziraat odaları ne işe yarıyor diyen bir çiftçi ziraat odaları hakkında hiçbir bilgisi yok demektir. Her çiftçi bireysel olarak kendi bölgesindeki ziraat odalarında söz sahibi olmaya çalışmalıdır.Bulunduğu bölgedeki ziraat odalarını verimsiz görüyor ise ilk önce kendi köyünde delege olmalıdır.Tüm köylerdeki delegeler ile irtibat kurmalı verimli hale nasıl getirilir bunun çalışmalarını yapmalıdır. Ziraat odaları çiftçi için ülke tarımı için çok önemlidir. Güçlü olması verimli olması çiftçinin kendi elindedir.

  • Muhlis turan
    7 Kasım 2018 Çarşamba

    Sayın ulusal tarım ve yazar gerçekten siz neyin kafasını yaşıyorsunuz söyleyin bı Sizin ziraat odalarının hangi çalışmalarından haberiniz varda böyle konuşuyorsunuz öncelikle bı baksana son zamanlarda fındık ta olan sorunu kim çözdü desteklemelerin kesilmemesi için kim ilgili bakanlıklarla irtibata kuruyor. Sayın yazar bir paylaşım bir köşe yazısı yapacaksan önce bir araştır araştır ne udugu belirsiz bir GENEL YALAN YÖNETMENİ ve kendisine ulusal tarım ismi verilmiş menfaatci ler hadi ordan sizin haddinize değil ziraat odalarını ve çalışmalarını eleştirmek

  • Hasan ERDEMİR
    7 Kasım 2018 Çarşamba

    "Faruk BİLSİN Ulusal Tarım Genel Yayın Yönetmeni", niyetinizi bilmiyorum ama Ziraat Odalarının ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin kuruluş ve görevleri hakkındaki 6964 sayılı Kanun'u inceledikten sonra kurumumuzu ziyaret edip yapılan çalışmalar hakkında bilgi sahibi olabilir, bir fikir edinip görüş ve önerilerinizi paylaşırsanız tüm taraflar için yararlı olacaktır. Saygı ve esenlik dileklerimle.

  • Orhan Demirsoy
    7 Kasım 2018 Çarşamba

    Aklı başında dünya standartlarında çalışan bir çiftçi ziraaat odalarına koşmuyor.Gerçek çiftçi profesyonel çiftçi ziraat odalarının daha da güçlenmesinden yana.Örgütlenmeden yana... Siz dünyadan haberi olmayan ziraat odalarının işlevinden haberi olmayan çiftçilerin dedikodusu üzerinden toptancılık yapıyorsunuz.Ziraat Odaları kapanmalı diyen kafaların tarım ile ilgisi yoktur.Ziraat Odaları çiftçinin en güçlü sesidir.En güvenebileceği örgütüdür. Türkiye de bölgesini güzel temsil etmeyen ziraat odası var ise ona eleştiri yapabilirsiniz.Ama toptancılık yapamazsınız.Kaldı ki ziraat odaları çiftçi örgütüdür.Bölgesinde ziraat odasına eleştiri yapan çiftçi kendisine eleştiri yapıyor demektir. Aynaya bakmalı önce.Sonra bölgesindeki ziraat odasını nasıl güçlendirebilirim hesapları yapmalı, bölgesindeki çiftçileri örgütlemelidir.

  • Naim Özdamar
    6 Kasım 2018 Salı

    1-Çiftçi sayısını yanlış vermektesiniz.Türkiye'de mevcut çiftçi sayısı 5 milyondan az fazladır.BUGEM rakamları ÇKS'lerle ilgilidir Ziraat Odaları kayıtlı üye sayısı değildir. 2-Tarım alanlarının azalmasının nedeni tarım dışı sektörler olup, en büyük pay %61 ile konut ve inşaat alanlarına aittir. %17’si maden çıkarım ve %18’i endüstriyel alanlara ayrılmıştır. Geri kalan %4’lük kesim ise ulaştırma (% 3.5) alanları ve yeşil alanlara (%0.5) ayrılmıştır. ülkenin genel baskın politkaları ile ilgilidir.Sorumlu MÜCADELESİNE RAĞMEN zİRAAT oDALARI DEĞİLDİR. 3-ULUSAL TARIM olarak Türkiye cevizi hakkında bilginiz sıfır,ne istatitikleri,ne ithalat,ihracat ne de üretim rakamlarını biliyorsunuz.4-ULUSAL TARIM olarak sizlersüt sanayicilerine destek olurkenULUSAL SÜT KONSEYİNDE tek mücadeleyi veren ZİRAAT ODALARI ve Sayın BAYRAKTAR'dır. 5- 5-Türk çiftçisinin ZİRAAT ODALARIna kızdığı sizlerin hezeyanınız ve art niyetinizin ürünüdür.Tarımın ve çiftçinin tek savunucusu ve en önemli kurumu ZİRAAT ODALARI DIR.nE İDİĞÜ BELİRSİZ VE HANGİ AMACA HİZMET ETTİĞİ MALUM ULUSAL TARIM DEĞİL...


" Okuyucular tarafından www.ulusaltarim.com 'da yayınlanan içeriklere ilişkin yapılan yorumların cezai ve hukuki sorumluluğu yorumu yapan kişinin kendisine aittir. "

" Okuyucu yorumları hukuka uygunluk veya güncel bilgi içerip içermediği hususları bakımından değerlendirilmemekte, yorumlar otomatik olarak onaylanmaktadır. www.ulusaltarim.com, yapılan yorumlarla ilgili herhangi bir konuda sorumluluk kabul etmemektedir. "

" Köşe yazarının kaleme aldığı yazıların her türlü hukuki sorumluluğu yazarın kendisine aittir.
Ulusal Tarım, yazarların düşünce özgürlüğüne müdahale etmemektedir. "
Adınız *

E-Posta * (Yorumda Görünmeyecektir.)

Yorumunuz *



Yorumu Gönder