Yükleniyor...
Son Dakika
24.12.2018

Ülkemizde et meselesi yoktur, ot meselesi vardır

Yavuz Selim Karakuş
y.s.karakus28@gmail.com

....TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmada o günkü et sorunu için; “ülkemizde et meselesi yoktur, ot meselesi vardır” sözü ile aslında bugünkü geldiğimiz durumu 50 sene önce özetlemiş görünüyor

HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN KURTULUŞU: YEM OFİSİ

 

Yem Ofisi kurulma önerisini ilk olarak değerli hocamız Prof. Dr. Şehabettin ELÇİ ve arkadaşlarının yapmış olduğu bir çalışmada okumuştum. Bu öneri daha önce başka hocalarımız tarafından da dile getirilmiş olabilir. Daha sonraları yaptığım araştırmalarda da aynı konu Zir. Yük. Müh. Fahri HARMANŞAH beyefendi tarafından da kaleme alınmıştır. Uzun zamandır benimde farklı bir kapsamda kaleme almayı planladığım “Yem Ofisi” kurulması önerisini, konu hakkında araştırmalar yapan değerli bilim insanlarının çalışmalarından faydalanarak ve kendi yorumumla sizlerle paylaşıyorum.

 

1954 yılında Tarım Bakanı olan rahmetli Nedim ÖKMEN bütçe görüşmeleri esnasında TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmada o günkü et sorunu için; “ülkemizde et meselesi yoktur, ot meselesi vardır” sözü ile aslında bugünkü geldiğimiz durumu 50 sene önce özetlemiş görünüyor.

 

Herhangi bir hayvancılık işletmesinin yaklaşık % 70 girdisini yem maliyetleri oluşturmaktadır. Haliyle yem ne kadar ucuza mal edebilirse işletmenin kar oranı da artmaktadır. Ülkemizde şu kadar hayvan var şu kadar yem gerekli diye sizleri rakamlara boğmak istemiyorum. Çoğunuzun bildiği üzere ülkemizde nüfus artarken hayvan sayısı azaldı buna karşılık mevcut yem üretimi hayvanların beslenmelerini sağlayamaz duruma geldi. Bunun kanıtı olaraktan saman ve hayvan ithalatını gösterebiliriz. Buradan şu çıkıyor, yemeği eve dışarıdan söylemek mi daha karlı ve besleyici yoksa aynı parayla evde kendisinin yapması mı? Cevabı sizlere bırakıyorum.

 

Saman besin değeri açısından oldukça düşük ve hayvanın sadece midesini şişirip doygunluk hissi vermekten öteye geçemiyor. Hatta geçmiş yıllarda samanın tarladan kaldırılmasının, elde edilen gelirinden daha fazla olduğu için tarlada yakıldığı bilinmektedir. Son yıllarda ise bırakın samanı yakmayı, arpayı ofise vermeyip saman balyasına sıkıştıran çiftçilerimiz oldu. Neden, çünkü samanın kg fiyatı arpanın fiyatını geçti. Bu örnekleri geldiğimiz içler acısı durumu daha iyi anlamanız için veriyorum.

 

Hayvancılıkla uğraşan kime sorarsanız sorun hepsi yem fiyatlarının pahalı olmasından şikâyetçi. Çiftçi bir kg eti 30 TL’ye mal ederken 28 TL’ye kestiriyor. Peki, yem fiyatları neden pahalı? Avrupa ve ABD’de yem bitkileri ekim alanları, mevcut tarım alanları oranı içerisinde % 30’larda iken ülkemizde % 10 bile değil, bizde üstelik girdiler (mazot, gübre, ilaç) oldukça pahalı yani hem ekim alanımız yetersiz hem de  girdiler pahalı olduğu için haliyle yem fiyatı da pahalı oluyor.

 

Üretici, gerek girdi maliyetlerinin yüksek olması ve gerekse çiftçiliğin rağbet görmemesi gibi nedenlerle üretim yapmıyor. Çünkü ürettiği ürünü kime kaç paraya satacağından emin değil bir kere. Ülkemizde üretilen tarım ürünleri için şöyle bir uygulama yapılsa daha etkili olmaz mı örneğin; bir dekar arazinin sürülmesinden tutun ürünün hasatına kadar kullanılan mazot, tohum, gübre, su, ilaç ve işçiliğin fiyatları ve kullanılacak miktarları nispeten belli. İnsan gücüyle hasatı yapılan ürünlerde de aynı şekilde bir kişi günde ortalama kaç kg fındık toplar, çilek toplar ve bu ürünler için dekara atılacak gübre ve ilaç miktarı da belli. Peki, neden devletimiz her ürün için girdi maliyetlerini düşüp o üründe taban fiyat belirlemiyor? Bu söylediklerim hayvansal üretim içinde geçerli.

Gelelim asıl konumuza. Yem bitkileri üretim alanımız yaklaşık 2 milyon hektar. Bu alanda tarım yapanlarda çoğunlukla hayvancılıkla uğraşan kesim. Oysaki bizim yaklaşık 5 milyon hektar alan nadas alanımız var. Yem bitkileri içerisinde adaptasyon kabiliyeti oldukça yüksek olan türler sayesinde ekilemeyen nadas alanlarında dahi tarımı yapılabilir. Yem bitkilerinin ayrıca mükemmel bir şekilde toprak ıslah edici özelliği vardır. Kaba yem amacıyla kullanılacak tek yıllık türleri ikinci ürün olarak yetiştirilmeye izin vermektedir. Tüm bunlara rağmen sıkıntı burada başlıyor hayvancılıkla uğraşmayan çiftçi arazisinde yem bitkisi tarımı yapmıyor çünkü üreteceği yemi fiyat garantisi vererek alacak bir yer yok.  Hayvancılık yapmayan çiftçi yem bitkileri tarımı yapmaz ise ne yazık ki yem üretimimizin ve haliyle hayvancılık sektörümüzün geleceği pek parlak görülmemektedir.

 

Kesif yemler için silolar gerekse de kaba yem depolamak için çokta ahım şahım depolar yapmaya gerek yok. Ayrıca makine parkları yaygınlaştırılarak çiftçilerin kullanması gereken makine ve ekipmanlar kiralama yoluyla kullandırılabilir. Hatta ücretsiz yem bitkileri tohumuna kadar gider bu iş. Bazı tarım ürünlerinde yapıldığı gibi ofis yemi almadan önce nem ve besin değeri analizlerini yaparak anında fiyatlandırabilir. Yani yonca otuyla buğday samanının aynı fiyat olamayacağını belirlemek amacıyla yemin besin değerine göre ücretlendirme. Özetle yem ofislerinin kurulmasında çok ayrıntılı bir alt yapı gerekmemektedir.

 

Evet, tarımın her kolu stratejik lakin yem bitkileri tarımının önemi çok daha farklı bu yüzden yem bitkileri tarımının önemine varılmalı ve bir an önce köklü bir reform yaparak üretim miktarımızı artırmalıyız. Bununla ilgili çalışmalara zaman kaybetmeden başlanılması gerekmektedir. Aksi halde zarar gören sadece çiftçi olmaz.

 

Nitekim ölecek olanda bizim doğacak olanda. Toprak bizim su bizim yeter ki birlik olup sorunların üstesinden gelelim.

Saygılarımla.





Yazarın Diğer Yazıları

  • İşte köye dönüşün projesi
    13 Aralık 2018 Perşembe

    Tarım ve hayvancılık yapmak için köyüne dönen her aileye öncelikle 2 bin TL karşılıksız maaş bağlanmalı; devlet, bitkisel ve hayvan üretim yapılacak olanakları hibe olarak vermeli ve bunların takibini yapmalıdır. Peki bu proje nasıl hayata geçecektir? İşte detaylar…

Bu Habere Ait Fotoğraflar

Bu Habere Ait Yorumlar


" Okuyucular tarafından www.ulusaltarim.com 'da yayınlanan içeriklere ilişkin yapılan yorumların cezai ve hukuki sorumluluğu yorumu yapan kişinin kendisine aittir. "

" Okuyucu yorumları hukuka uygunluk veya güncel bilgi içerip içermediği hususları bakımından değerlendirilmemekte, yorumlar otomatik olarak onaylanmaktadır. www.ulusaltarim.com, yapılan yorumlarla ilgili herhangi bir konuda sorumluluk kabul etmemektedir. "

" Köşe yazarının kaleme aldığı yazıların her türlü hukuki sorumluluğu yazarın kendisine aittir.
Ulusal Tarım, yazarların düşünce özgürlüğüne müdahale etmemektedir. "
Adınız *

E-Posta * (Yorumda Görünmeyecektir.)

Yorumunuz *



Yorumu Gönder